Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Aktüel

Zulümden beri olmak
Modern devlet anlayışının, siyasetinin zihnimizdeki kirlerinden arınarak Hz. Ali’nin hakkı ayakta tutan tavrını anlamaya çalışalım ...

Hz. Ali’nin halifeliğini devraldığı koca İslam Devleti zor günler geçiriyordu. Önceki halife Hz. Osman(r.a), fail-i meçhul biçimde şehid edilmişti. Hz. Ali, bu örgütlü suça karışmış bireylere hak ettikleri cezayı vermek için olayın ve faillerinin araştırılmasını istedi.

Öte yandan, Hz. Ayşe, Hz. Zübeyir ve Hz. Talha’nın başını çektiği bir kesim, saldırgan oldukları düşünülen bazı şahıslardan hemen hesap sorulması gerektiğini iddia ediyorlardı. Bunu haber alan Hz. Ali, önce onları “şu an konjonktür katilleri bulmaya müsait değil” diye ikna etmeye çalışmış ve ikna etmişti. Ama sonra provokatörlerin olaylara yön vermesiyle Cemel Vak’ası denilen sahabeler arasındaki ilk savaş meydana geldi.

Modern devlet anlayışının, siyasetinin zihnimizdeki kirlerinden arınarak Hz. Ali’nin hakkı ayakta tutan bu tavrını anlamaya çalışalım. Düşünebiliyor musunuz Hz. Ali, suça karışmamış hz. Osman muhaliflerinin haksız biçimde bu katl girişiminden sorumlu tutulmasına karşı çıkmış ve Hz. Ayşe(r.a) ve cennetle müjdelenmiş iki sahabenin, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr’in, hazırladıkları ordunun üzerine yürümüştür.

“Hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz” diyen Kur’an adaletini ayakta tutmak için  “Sen Hz Osman’ı şehid edecek kadar gözü dönmüş bir cinayet şebekesinin üyesi bile olsan sana zulmedilmesine müsaade etmem, karşı çıkarım” demiştir.

Hakiki bir “İslam Devleti”nin selameti için bile olsa “Milletin selameti için ferdler feda edilir. Vatan için her şey feda edilir.” anlayışını “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” ayetiyle reddetmiştir.

Şimdi soralım: İslam Hukuku’na göre yönetilen bir devlet için bile en küçük hak ihlali caiz değilse, rejimleri yüzlerce ayete muhalif günümüz devletlerinin selameti için binler hak ihlaliyle yapılan savaşlar “cihad” ve bu uğurda ölenler “şehid” olabilir mi?

Bu savaşlara taraftar olanlar “Zulmedenlere meyletmeyin yoksa ateş size de dokunur” ayetindeki tehdidi küçümsemiş olmazlar mı?

Bu soruların siyaset namına sorulduğu şeklindeki bir algılanma tehlikesinin farkındayım. Çünkü, her şeye siyaset adına bakanların gözleri hakkı tanıyamaz. Suçlarını meşrulaştırmak isteyenler, suçlunun hakkını savunmayı suçu meşrulaştırmak sayarlar. Bu algı üzerinden de, hakkı her halükarda ayakta tutmaya çalışanları hakka değil suça taraftar göstererek kendi kara propagandalarına hedef yaparlar.

Tüm zorluklarına rağmen, dünyayı değil ahireti önceleyenler için, hakkı ayakta tutmak büyük bir sorumluluktur. Bu ağır sorumluluğa talip olmak, zalimlerin satranç oyunlarına piyon olmayı reddetmek, kendine yakınlık sıralamasına tabi tutmadan zalime karşı durmaktır.

Peki, bu kirli savaşlar ortasında zulmün her türlüsüne karşı durmak çözümden ziyade çözümsüzlük değil midir? Aslında bu bir çare değil de çaresizlik değil midir? Evet, bu duruş dünya siyaseti için belki geçici bir çaresizliktir, fakat ahiret için tek çaredir.

Peygamberimiz (asm), Halid b. Velid’i Beni Cezime kabilesine onları İslam’a davet etmek için göndermişti de, Halid (ra) bir yanlış anlama üzerine bu kabileden otuz kadar insanı öldürtmüştü. Bunu duyan Peygamberimiz (asm) “Halid’i bundan alıkoyacak kimse yok muydu?” diyerek öfkelenmiş, zulme taraftar olmadığını Rabbine arz etmiş, “Allah’ım ben Halid’in yaptıklarından beriyim” demişti.

Bu hadisenin günümüzdeki siyasi savaşlara benzeyen benzemeyen diğer yönleri bir yana, Peygamberimizin (asm) kendi komutanının zulmünü reddetmesi, buna karşı oluşunu açıkça ortaya koyması hakperestler için yol gösterici olmalıdır.

Rabbim hepimizi hakkın hatırını her hatrın üstünde tutanlardan eylesin.. 

Yorumlar

yüksel polat - 04-10-2015 - 17:21:24
yorum
Rabbim günümüzde başımıza hakla batılı ayıracak yöneticiler nasip eder inşallah
Sizde yorum yazmak için tıklayınız.

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net