Ana Sayfa - Hakımızda - İletişim

Risale-i Nur Notları

“Nutuk”un Kimliği
Üstad’ın Nutuk ve sonrasındaki makaleleri, toplumsal inşanın temel dinamiklerini muhtevi bir alternatif program ve projeler silsilesidirler. Her ne kadar “akla husumet” eden “Devr-i İstibdad” ile “hayata husumet” eden “Meşrutiyetü’l-isim ve müstebidü’l-manâ" şu’be-i hafiye”nin barikatlarına takılmışsa da… ...

Nutuk”, Üstad Bediüzzaman’ın, bilinen ilk Türkçe ve ilk yazılı eseridir. Zira eserin 3’üncü sayfasındaki “İfade-i Merâm”da, “Kader bana Türkçeyi az vermiş, hattı ise hiç vermemiş. Dilim, kalbim(in) lisanı(nı) iyi anlamıyor ki iyi tercümanlık etsin. Hem de derin yerde(n) çıkarıyor manayı; bazen hakikat parçalanır. Sizin fehim ve dikkatiniz bana yardım etsin!” demektedir. Bununla, Türkçe ve hat konusundaki mazeretini arz ederken, 4’ncü sayfadaki “İ’tizar”da ise, “Birinci tecrübe, birinci inşa, birinci nutuk olduğundan, noksan ve iğlâkı tabiîdir.” diyerek, yazı, yazarlık ve hitabette yeni olduğunu teyid ediyor.

Nutuk, toplamda 29 sayfa olup, uzun-kısa 7 makaleden müteşekkildir. Makaleler, Üstad’ın, II. Meşrutiyet’in(24 Temmuz 1908) ilanı ile takip eden süreçte, irticalen ya da yazılı olarak irad ettiği nutuklarından derlenmiştir. Kitabı derleyen, Diyarbakır Liceli Merhum Ahmed Râmiz Efendi’dir. Ahmed Râmiz, “Volkan”, “Şura-yı Ümmet”, “Mizan”, “Serbesti”, “Şark ve Kürdistan”," “Kürd Teavün ve Terakki” gibi gazetelerdeki makalelerden sarf-ı nazarla, sadece “Misbah” ve diğer bazı gazetelerdeki yazıları derlemiştir. Râmiz, aynı zamanda, Nutuk’un neşredildiği “İctihad Kütübhanesi”nin de sahibidir.  

Kitabın künyesi (üst ve ara kapaklardaki yazılara göre) şöyledir:

Üst kapak:

“İhtar: Hata-Sevâb Cedveli sonunda olduğundan, dikkat edilmesi.”, “Kitabhâne-i İctihâd”, “Bediüzzaman-ı Kürdî’nin Nutukları”, “Her hakkı mahfuzdur; tekrar tab’ı, Kitabhâne-i İctihâd sahibi Ahmed Râmiz Efendi’ye aittir.”, “Kitabhâne-i İctihad’ın mührü olmayan nüshalar sahtedir; taklid edenler, Kanun-i Esasi ile mes’uldür.”, “Desaâdet”, “Çemberli Taş – İkbâl-ı Millet Matba’ası, 1324”

Ara kapak:

“Dersaâdet’te Kütübhâne-i İctihâd, Aded – 1”, “Nutuk”, “Naşiri: Kütübhâne-i İctihâd sahibi Ahmed Efendi”, “Her hakkı mahfuzdur; taklid edenler, Kanun-i Esasi ile te’dib edilir.”, “Dersaâdet”, “İkbâl-ı Millet Matba’ası”, “Çemberli Taş’ta Vezir Hânı derûnunda, Numro – 10”, “1326”.

Kapak yazılarından anlaşıldığı üzere; eser, Miladi tarihle, 1908’de “İkbal-ı Millet Matbaası”nda bastırılmış olup bütün yayın hakları münhasıran Kütübhane-i İctihad sahibi Ahmed Râmiz Efendi’ye aittir. (Üst kapaktaki 1324 tarihi ile ara kapaktaki 1326 tarihleri, Rumî ve Hicrî takvimlerine göredir. Milâdî karşılıkları 1908’dur) Ayrıca, kapak yazılarından hareketle, diyebiliriz ki bu eserin bir diğer adı, “Bediüzzaman-ı Kürdî’nin Nutukları”dır. Bu çerçevede, eserin “Nutuklar” şeklinde isimlendirilmesi de mümkündür. Aynı halde; eser, mezkûr neşriyatın birinci sıra kitabıdır.

Nutuk, hacmen küçük, muhteva itibariyle büyük bir risaledir. İhtiva ettiği mevzular, ana hatlarıyla; “Şeriat”, “Meşrutiyet”, “İstibdad”, “Hürriyet”, “Medeniyet”, “Adalet”, “İ’tidal”, “İstikamet”, “İttihad” gibi dinî ve sosyal mevzulardır. Eserde, –veciz ve mukni ifadelerle– Şeriat ve ona muvafık hürriyet, meşrutiyet, medeniyet ve adaletin güzellikleri anlatılırken, istibdad, tahakküm ve cebrin fenalıkları; su-i istimale açık hürriyet ve serbestiyetin mahzurları da bir bir anlatılmaktadır. Makalelerin bazısı genel (“Hürriyet’e Hitab”da olduğu gibi), bazısı ise özel formattadır (“İstanbul’daki Kürdlere Edilen Telkinat” ve “Kürdistan Ulema, Meşayih ve Rüesasına Meşrutiyet’e Dair Telkinat” makalelerinde olduğu gibi). Ancak, her halükârda “Meşrutiyet” ve “Hürriyet” kavramları, “Meşruiyet” ve “Şeriatın terbiyesi” çerçevesinde sunulmuştur.

II. Meşrutiyet’in ilânı sonrasında, Meşrutiyet-Hürriyet ikilisi ve bu kavramlarınŞeriatla ilişkilerinin aydın ve ulemalar nezdindeki yorumları; kamuoyuna yansımalarına bakarsak, Nutuk’ta işlenen Meşrutiyet-Meşruiyet ilişkisinin ne kadar isabetli olduğunu daha iyi anlarız. Zira o gün; İttihadçılar ve gayrimüslim azınlıklar, II. Meşrutiyet’in ilanını bayram havasında şenlik ve ihtifallerle kutlarlarken, sefih ve hevaperest kesimler, hayvanî ve şehvanî histerilerle coşmaktaydılar. Bir kısım aydın ve ulema ise, bu devrimi ve İttihadçı devrimbazları küfür ve dinsizlikle ittiham ediyorlardı.

Üstad’a gelince; O, Meşrutiyet’i meşruiyet unvanıyla kabul ve telkin ederken; hürriyetin, adab-ı şeriatla tahdid ve te’dib edilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirmekteydi. Nutuk’ta olduğu gibi, sonraki makale ve Risalelerinde de bu inanç ve idealinden asla taviz vermemiştir. Çünkü O, Şeriat dairesindeki hürriyetin “fıtrat”a (yaratılış kanunlarına) muvafık, aksinin ise, düpedüz bir “hayvanlık” olduğunu iddia ediyordu; bir diğer ifadeyle, “had-i vasat”ı (orta yol) gösteriyordu.  

Nutuk’un ilk makalesi, “Dağ meyvesi acı da olsa devâdır, ama hazmı sakil” ana başlığıyla bilinen meşhur “Hürriyet’e Hitab”dır. Bu makale, Hürriyet’in (II. Meşrutiyet) ilanının 3. gününde İstanbul’da irticalen; sonrasında ise, Selanik Hürriyet Meydanı’nda yazılı olarak, içlerinde binlerce siyasînin de olduğu büyük bir kitleye okunmuştur. Bilindiği kadarıyla, ilk olarak, “Misbah” gazetesinin 2 ve 9 Ekim 1908 nüshalarında –iki bölüm şeklinde– tefrika edilmiştir. Daha sonraları ise, başta “Volkan” olmak üzere, birçok gazete de neşredilmiştir. Diğer makaleler de, aynı şekilde, muhtelif gazetelerde (1908 yılı içerisinde) yayınlanmışlardır.

Bu arada, Üstad’ın, Dersaadet’e(İstanbul) gelişinin, Hürriyet’in ilânından 1 sene öncesine rastladığını (1908’in başı) belirtmeliyiz (Bkz. Şualar, s. 322). Geliş amacı ise; “Medresetü’z-Zehra” projesinin tahakkukudur. Bu amacına dair, Sultan Abdülhamid’e yetiştirilsin diye, Mabeyn’e sunduğu dilekçenin sureti, “Şark ve Kürdistan” gazetesinin (19 Teşrin-i Sâni 1908) ilk sayısının 2nci sayfasında aynen neşredilmiştir. Malum, bu dilekçe sonrasında “cinnetletımarhaneye, sonrasında da “nezarethane” sevk edilmiştir. Güya ki Tahir Paşa’nın referansıyla gelmişti!...

Hâsılı: Üstad’ın Nutuk ve sonrasındaki makaleleri, halis bir niyetin göstergesi; toplumsal inşanın temel dinamiklerini muhtevi bir alternatif program ve projeler silsilesidirler. Her ne kadar “akla husumet” eden “Devr-i İstibdad” ile “hayata husumet” eden “Meşrutiyetü’l-isim ve müstebidü’l-manâ şu’be-i hafiye”nin barikatlarına takılmışsa da…

                                                                                        01.11.2015

Yorumlar

Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...

İlgili Başlıklar

Arşiv Arama

İlhamın Mihrabında


Ey “sadık ahmak” ıtlakına masadak biçare ulemâü’s-sû’ veya meczup, akılsız, cahil sufiler! Hakikat-i kâinat içinde kökü yerleşmiş ve hakaik-i kâinata kökler salmış olan şecere-i tûbâ-i İslâmiyet,mevhu

Sername

Siyasalın İhlası
Bu denemenin ilgilendiği alan, özellikle dinî cemaatleşmelerin iktidar unsurlarıyla ilişkilenme tarzından türeyen siyasallığın ihlasının nasıllığıdır.

En Çok Okunanlar

Yorum Platformu

Ubeyd Kudat
Münazarat Penceresinden Devlet

İktibas

Sizden Gelenler

 
ZEHRA.COM.TR
Tüm hakları saklıdır 2013 ®
Kaynak gösterilmeden ve izinsiz alıntı yapılamaz.

Yazılım : Networkbil.net