Fihrist
Kitaplar
Asa-yı Musa

   Sonra, bir fakir insana değil fani ve muvakkat bir tarlayı, bir haneyi, belki koca kâinatı ve dünya kadar bir mülk-ü bakiyi kazandıran ve bir fani adama, ebedî bir hayatın levazımatını bulduran ve ecelin darağacını bekleyen bir biçareyi idam-ı ebedîden kurtaran ve saadet-i sermediyenin hazinesini açan en kıymettar sermaye-i insaniyenin iman olduğunu bilen mezkûr misafir ve hayat yolcusu, kendi nefsine dedi ki: “Haydi, ileri!” İmanın hadsiz mertebelerinden bir mertebe daha kazanmak için kâinatın heyet-i mecmuasına müracaat edip, “O da ne diyor, dinlemeliyiz; erkânından ve eczasından aldığımız dersleri tekmil ve tenvir etmeliyiz.” diye, Kur’an’dan aldığı geniş ve ihatalı bir dürbün ile baktı, gördü:

   Bu kâinat, o kadar manidar ve muntazamdır ki; mücessem bir kitab-ı sübhanî ve cismanî bir Kur’an-ı rabbanî ve müzeyyen bir saray-ı samedanî ve muntazam bir şehr-i rahmanî suretinde görünüyor. O kitabın bütün sureleri, ayetleri ve kelimatları, hattâ harfleri ve babları ve fasılları ve sayfaları ve satırları umumunun, her vakit manidarane mahv u isbatları ve hakîmane tağyir ve tahvilleri; icma ile, bir Alîm-i Külli Şey’in ve bir Kadîr-i Külli Şey’in ve bir musannifin, her şeyde her şeyi gören ve her şeyin her şeyi ile münasebetini bilen, riayet eden bir Nakkaş-ı Zülcelâlin ve bir Kâtib-i Zülkemalin vücudunu ve mevcudiyetini bilbedahe ifade ettikleri gibi, bütün erkân ve envaıyla ve ecza ve cüz’iyatıyla ve sekeneleri ve müştemilâtıyla ve varidat ve masarifatıyla ve onlarda maslâhatkârane tebdilleriyle ve hikmetperverane tecditleriyle, bil’ittifak, hadsiz bir kudret ve nihayetsiz bir hikmetle iş gören âli bir ustanın ve misilsiz bir Sâniin mevcudiyetini ve vahdetini bildiriyorlar. Ve kâinatın azametine münasib iki büyük ve geniş hakikatın şehadetleri, kâinatın bu büyük şehadetini isbat ediyorlar.

   Birinci Hakikat: Usulü’d-din ve ilm-i kelâmın dâhi ulemasının ve hükema-i İslâmiyenin gördükleri ve hadsiz bürhanlarla isbat ettikleri hudus ve imkân hakikatleridir. Onlar demişler ki: “Madem âlemde ve her şeyde tegayyür ve tebeddül var; elbette fanidir, hâdistir, kadim olamaz. Madem hâdistir, elbette onu ihdaseden bir Sâni var.

Sayfalar
123456789101112131415161718192021222324252627282930313233343536373839404142434445464748495051525354555657585960616263646566676869707172737475767778798081828384858687888990919293949596979899100101102103104105106107108109110111112113114115116117118119120121122123124125126127128129130131132133134135136137138139140141142143144145146147148149150151152153154155156157158159160161162163164165166167168169170171172173174175176177178179180181182183184185186187188189190191192193194195196197198199200201202203204205206207208209210211212213214215216217218219220221222223224225226227228229230231232233234235236237238239240241242243244245246247248249250251252253254255256257258259260261262263264265266267268269270271272273274275276277278279280281282283284285286287288289290291292293294295296
Lügat